| Buyrun "roman" denememi bi okuyun, yorumları bekliyorum |
| (1/3) > >> |
|
onurthekiller: Denedim ama gerisi gelmedi :S belki gözüm yemiyo başlarından 2 bölümü yazayım size rosee ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Bölüm 1 Dur, lütfen dur! Hayır, seni dinlediğim yeter, bırak benim peşimi, diyordu Uğur. İliklere işleyen soğukta arkasına bakmaksızın hızlı hızlı yürüyordu. Ama sokağı dönerken bir göz attı gerisine. Deniz koşmayı bırakmış ve ellerini dizlerine koymuştu. Başını hafifçe kaldırdı. Nefes nefese kalmıştı. Uğurla göz göze geldi. Suçlandığı için kendini affedemiyordu. Neden onun eline koz vermişti ki? Uğur’un gözlerinde kızgınlığı ve düş kırıklığını gördü bir an ve gerçekten kendini suçlu hissetti. Pişmanlık duyuyordu. Gözlerini kapatıp açtı. Uğur gitmişti. Yalnızca birkaç lambanın isteksizce aydınlattığı ürkütücü sokakta yalnız kaldı. Gözlerinden inen yaşlar, yerleri parçalarcasına yağan yağmura karışıyordu. Olmamalıydı. Neden böyle bir yalnızlığa mahkûm edilmişti? Cevabını bilmiyordu, aslında bilmek istemiyordu. İnsan sevdiği için her şeyi yapardı ya, yapmamıştı. Aklını soyutlamaya çalıştı. Ama başarılı olamıyordu. Sanki işkence çekiyordu. Ne yapacağını bilemez halde yürümeye başladı Deniz. Ayrıldığı davete dönmek anlamsızdı. Artık bir çift yoktu, yalnızdı ve arkadaşları arasında küçük düşmüştü. Sahile paralel caddeye varınca, denizin yanından yürümeye başladı. Siyah saçları vücuduna yapışmıştı. Üstündeki sırtı açık pembe tuvaleti ve siyah üstüne pembe çizgi işlemeli, çapraz bağcıklı çizmeleri artık pek güzel durmuyordu. Gecenin en güzel kızı, artık en hüzünlü ve ıslak kızıydı. Dünyaya bakan en güzel yeşil gözlere sahip olması bile onun bu görüntüsünü düzeltmeye yetmiyordu. Bir bank buldu ve oturdu. Vaktin gece yarısını sadece saniyelerle geçtiğini, uzaktan gelen saatin çan seslerinden anladı. Gözleri, üstüne alacakaranlık çökmüş azgın dalgaların kayaları dövmesini seyrediyordu. Her çarpışma sesi aklında yeni bir anıyı uyarıyor gibiydi. Zihni bir anda onlarca kötü anıyla dolmaya başladı. “hayır” diye haykırdı. Elleriyle kulaklarını kapatıp başını öne eğdi. Gözlerini kapattı ve ağlamaya devam etti. Hıçkırıkları rüzgâra karıştı. Sesini duyurmak istediği kimse yanında değildi. Aradan birkaç dakika geçmişti. Rüzgâr şiddetini artırdıkça ortam daha da soğuyordu. Yağan yağmura kayalardan sıçrayan sularda karışınca deniz üşüdüğünü hissetti. Hareket etmeye çalıştı ama başaramadı. Sanki oturduğu yere bağlanmıştı. Halsizliğiyle mücadele etmeye çalıştıkça daha da yoruluyordu. Göz kapaklarının ağırlığıyla birlikte daha fazla dayanamayacağını anladı, çünkü bu kazanamayacağı bir savaştı. Kendini bankın üzerine bıraktı… Yağmurun sesi uzaktan geliyordu artık. Garip bir sessizlik vardı. Ayrıca artık üşümüyordu. Elbisesi yoktu. Yerine koyu mavi renkte polar bir eşofman vardı. Üstüne de battaniye örtülmüştü. Nerede olduğunu anlaması kısa sürdü. Arka tarafı yeniden tasarlanmış bir minibüsün koltuklarında kıvrılmış yatıyordu. Göz ucuyla etrafına göz gezdirmeye başladı. Siyah camlar, deri koltuklar, gri iç kaplama, yerde küçük şık bir halı, küçük ahşap kapaklı bir dolap ve… Birden doğruldu. Baktığı yerde bir adam vardı. Dizüstü bilgisayarında bir şeyler yazıyordu. Kahvesini yudumlarken Deniz’in kendisine baktığını gördü. — Uyandığına sevindim. Bir an hiç uyanmayacaksın sandım, ama bir an, gülümsedi. “Biraz kahve ister misin?” Deniz bu adama bir süre anlamsız bir ifadeyle baktı. Tanıdık gibiydi. Orta yaşlarda hafif şişmandı. Ela gözlerine kadar inen ikiye ayrılmış saçları vardı. Üzerindeki lacivert ceket bu sıcak ortamda bile üstünde duruyordu. — Hayır istemiyorum. Ama bana neden burada olduğumu ve üstümdeki kıyafetlerin nerden geldiğini açıklayabilirsin. — Bence bir bardak içmelisin. Halsizsindir, iyi gelir. — SANA BİR SORU SORDUM! — Seni yağmurun altında ve o ıslak giysilerle bırakmak ölüme terk etmekten farksız olurdu. Seni arabaya taşıdım ve ıslak kıyafetlerini değiştirdim. Üstündekiler bugün yeni aldığım eşofmanlarımdı. — NE CÜRETLE BENİ, BENİ SOYARSIN! — Neden kızdığını anlamıyorum? Teşekkür edeceğine bağırıyorsun! Ölmek mi istiyordun? Arabamdan in atla denize o zaman! Deniz beklemediği bu cevap karşısında duraksadı. Yüzündeki kızgınlık ifadesi yerini şaşkınlığa bıraktı. Adamın bir fincana kahve koymasını izledi. Sonra kendine uzatılan bardağı reddetmeden aldı ve yudumlamaya başladı. Gözleri hala adamdaydı. Sakinliğine anlam veremiyordu. Neden yapıyordu bunu ve neden azar işitilmesine tahammül ediyordu? Adamı nerden tanıdığını hatırlamaya çalıştı. Az önceki bağırışından sonra sormaya çekiniyordu. Adam yeniden dizüstü bilgisayarına döndü ve yazmaya koyuldu. Uzun süren sessizliğin ardından adam bilgisayarını kapattı ve Deniz’e döndü. Sanki bir şey sorulmasını bekliyormuş gibi bir hali vardı. — Affedersiniz, yaptığım yanlıştı özür dilerim, dedi Deniz. — Mühim değil. Benim de bir özür borcum var ama dediğim gibi mecburdum Deniz Hanım. — Beni neden tanıyorsunuz? — Siz eşimin doktoruydunuz. Hatırlamanız biraz zor olabilir ama ismi Demet’ti. — Doktoruydum ve ismi Demet’ti, öyle mi? Deniz düşündü. Adamın dediğine göre eski bir hastasıydı. Hatırladı. Bir çift… Çok heyecanlı ve bir o kadar da gergin bir çift… Ayrılmayı istemeyen hamile bir kadın… Sedyesinin başında elinden tutmuş ona dertsek verircesine bakan bir eş… Bir an dosya kâğıdının satır aralarını hatırladı. Demet Gülyol… Erken doğum… Riskli… Başarısız bir ameliyat… Bebeğin bile kurtarılamayışı… Deniz o kötü anısını hatırladıkça kederle doldu. Bir insana; ‘güzel bir kızınız’ oldu demek yerine, ölüm haberlerini vermişti. Bu karşısındaki adamdı. — İyi misiniz? — Evet, aslında ha-hayır, hayır değil. O kadar üzgünüm ki! Gerçekten o gün elimd- — Elinizden geleni yaptığınızdan şüphem yok, sesinde uysal bir ton vardı. İnsanların kaderleri bir kez yazılır ve bunu değiştirmeye kulun gücü yetmez doktor hanım. Lütfen vicdanınız rahat olsun. Zamanı gelince ölümden kaçabilen var mıdır? Beni anlıyorsunuz değil mi? Bu arada ismim Onur. Tanıştığımıza memnun oldum. Deniz pişmanlık duyarcasına gözlerini kaçırıyordu. Belki haklıydı, ama bir hastayı ameliyat masasında bırakmak kadar kötü bir duygu yoktu. Bu Deniz’in ilk başarısız ameliyatıydı. Belki de bu yüzden kendini suçlu hissediyordu. — Sizi evime davet etmek isterdim, ama bana kıyafetlerinizi değiştirdim diye bağırdıysanız sanıyorum bu kez boğazlarsınız herhalde, dedi ve gülümsedi. Deniz de güldü. ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Bölüm 2 Deniz gözleri dalgalardaydı. Bankın üzerinden düşmüştü. Yerinden kalktı. Rüyamı görmüştü? Onur nerdeydi? Arabası nerdeydi? Yağmuru hissedemiyordu, ıslaklığı hissedemiyordu. Sadece karanlık, yorgunluk ve pus hâkimdi. Suyun üstündeki zifiri karanlık yavaş yavaş aydınlanmaya başladı. Bir yat geçiyordu sanki. Işıkları ve güvertesi tamamen belli olduğunda, yandaki demirlere tutunan Uğur’u gördü. Kendine el salladığını fark edince, o da elini kaldırmak istedi. Dalgaların ve yağmur sesinin arasından bir ses duymaya başladı. Uğur’un üstünde durduğu gemiden geliyor gibiydi ses. Ama neden yanına gelmiyordu. Yatı ilk gördüğünde umutla beklemişti, ama onun tarafına doğru hiç yaklaşmamıştı bile aksine uzaklaşmaya başlamıştı. Şaşkınlığına karışan duyduğu ses diğer tüm sesleri bastırmaya başlamıştı. Rahatsız etmeye başlamıştı. Gittikçe de artıyordu. Deniz ve yat gözlerinin önünden kaybolmaya başladı, fakat ses iyice çığırından çıkmış bir şekilde kulak tırmalıyordu. Deniz acaba ölüyor muyum, diye düşündü. Her şey kayboldu. Gözlerinin önündeki karanlık açık pembe bir renge dönüştü, etraf sakin ve rahattı. Gözleri yatak odasının tavanına bakıyordu. Yatağında doğruldu sol tarafına elini uzatıp, çalan saati durdurdu. Terliydi ve sık nefes alıyordu. Ama içinin rahatlığını hissetti. Duş aldı ve kendine geldi. Evden çıkmasına daha vakit olduğu için güzel bir kahvaltı hazırladı. O sırada kapı çalındı. Deniz kapıcının kendine uzattığı gazeteyi alıp teşekkür etti ve kahvaltı masasına geri döndü. Gazeteyi okurken yemek gibi bir alışkanlığı vardı. Yanındaki sandalyenin üzerine açtı. Gazete manşeti ürkütücüydü: Vampir Katil. Deniz bir kurban resmi aradı ve gördü. Baktığı resim dehşet vericiydi. Deniz yüzünü buruşturdu. Kadının boynu kan içindeydi. Beyaz elbisesinin üst kısmı tam tezat oluşturacak şekilde kıpkırmızı boyanmış gibiydi. Kan boynunun orta taraflarında bir yerlerden geliyordu ama sansürlenmişti. Merak edip yazıyı okumaya başladı. “…bulunan cesedin neden ve nasıl öldürüldüğü konusunda bir açıklama gelmedi. Ama ölüm nedeni hakkındaki genel görüş boynundaki geniş bir yaradan akan kan kaybından gerçekleştiği yönünde. Polis de herhangi bir açıklama da bulunmazken olay hakkında geniş çapta soruşturma başlatıldığı öğrenildi. Mahalle sakinleri bir çığlık duyduklarını ve bu nedenle polise haber verdikleri öğrenildi. Haberin devamı, Sayfa: 10–11” Deniz gazetenin iç sayfalarına doğru baktı. Haberin geniş şekilde yer aldığı sayfayı okumaya başladı. Kahvaltı yapmayı bıraktı, iştahı kesilmişti. Haberi okudukça yüzünün ifadesi sürekli değişiyordu. Ama merakından okumaya devam etti. Öldürülen kadının hamile olduğunu ve doğumuna iki ay kaldığını öğrendiğinde üzüldü. İçinden katile lanet ederek gazeteyi kapattı ve bir kenara koydu. Hastaneye vardığında onu hemen acil bir hastanın yanına gönderdiler. Deniz elinde bir dosya ve yanında erkek bir hemşire ile koşar gibi yürümeye başladılar. — Deniz Doktorum bebeği kurtarmamız gerekiyor. — Ne diyorsun sen anne ne olacak? — Zaten ölmek üzere bilinci yerinde değil ve çok fazla kan kaybetmiş. Deniz ameliyat kıyafetlerini giydi. Ameliyat odasına girdiğinde nerdeyse şok geçiriyordu. Sabah gazetede gördüğü resmi hatırladı. |
|
onurthekiller: kimse beğenmiyo blow creatus sil bari kanka durmasın kusss |
|
BaLıM: Onurcum sımdı yenı msjlara bakarken gordum ve sadece sen duymak ıstıyorsun dıe solemıcem soleyeceklerım ıcten ınan buna bende hep bı bole deneme yapmak ıstemısımdır ama nasıl baslıcamı bılememısımdır sanırım bıraz yetenek meselesı ve bu sende var buna ınandım ya bunun devamını getırmen mumkun deılmı ben sımdı merak ederım gercekten guzel bı baslangıc olmus bence onlıne oyunlardan basını kaldırıp buna devam etsen cok daha gusel olacak ayrıca kahramanların ısımlerıde dıkkatımı cektı (Onur&Deniz) ne olur hackbank ıcın devamınıda getır 2 gunde bır sayfa yazsan bıze yeterlı bızı kırmazsın demı |
|
BaLıM: ayrıca devamının gelecegını umıt ederek konuyu sabıtlıyorum |
|
onurthekiller: (C)Alıntı:BaLıM Bir Ara Demisti Ki:Onurcum sımdı yenı msjlara bakarken gordum ve sadece sen duymak ıstıyorsun dıe solemıcem soleyeceklerım ıcten ınan buna bende hep bı bole deneme yapmak ıstemısımdır ama nasıl baslıcamı bılememısımdır sanırım bıraz yetenek meselesı ve bu sende var buna ınandım ya bunun devamını getırmen mumkun deılmı ben sımdı merak ederım gercekten guzel bı baslangıc olmus bence onlıne oyunlardan basını kaldırıp buna devam etsen cok daha gusel olacak ayrıca kahramanların ısımlerıde dıkkatımı cektı (Onur&Deniz) ne olur hackbank ıcın devamınıda getır 2 gunde bır sayfa yazsan bıze yeterlı bızı kırmazsın demı uhuhuu çok teşekkür ederim :& şu sınavlar bi geçsin yazayım seni mi kıracam :) onur deniz bi kenara demet'de lise aşkım sayesinde o şiirler bölümüne koyduğum şiiri yazmıştım |
| Navigasyon |
| Mesajlar |
| Sonraki Sayfa |