Affet Babacığım
(1/1)
yusuf326:
Evliliğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu.
Yine böyle bir tartışma anında eşi bütün bağları kopardı ve "Ya ben giderim, yada baban bu evde kalmayacak" diyerek rest çekti.
Eşini kaybetmeyi göze alamazdı. Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı.
Hala ona ölürcesine seviyordu. Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak, böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı. Babasına lazım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu
Can "Baba bende seninle gelmek istiyorum" diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular. Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Minik can sürekli babasına "Baba nereye gidiyoruz ?" diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu. Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi. Sonra diğer malzemeleri taşıdı en sonda babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi. Tipi adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı.Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü. Öyle üzgündü ki Dünya başına göçüyor gibiydi. O bu duygular içindeyken babası yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu.
Gururu incinmişti içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu. Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi yanaklarını ve ellerini defalarca öptü.
Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve Can'ın elini tutup hızla barakayı terketti. Arabaya bindiler. Can yola çıktıklarında ağlamaya başladı neden dedemi o soğuk yerde bıraktın diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen böyle istiyor diyemiyordu. Can "Baba sen yaşlandığında bende seni buraya mı getireceğim" diye sorunca Dünyası başına yıkıldı.
O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında "Beni affet baba" diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış ve çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Oğlu "Baba beni affet, sana bu muameleyi yaptığım için beni affet" diye hatasını belli ediyordu.. Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu... "Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın. Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum
MuratbanK:
(C)Alıntı:yusuf326 Bir Ara Demisti Ki:Eşini kaybetmeyi göze alamazdı. Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı.
bir kere burda kadın sonuna kadar haklı: vakti zamanında kendisini kabul etmeyen birinin yıllar sonra %100 kabul sağlayamadığını bildiğinden dolayı dedenin bakımı ağır gelmiştir kendisine peeh ayrıca ne demeye hemen götürüp barakaya atıyormuş da haftada bir gidip bakacakmış da peeh yaf bir kere dede yatalak kalkıp su bile içemez ki bir hafta yaşasın peeh bu tip hikayelerden gıcık kaparım sırlar kapısı beşinci boyut misali içinde en ufak bir gerçekçilik ve mantık barındırmayan hikayelere yok yaf ne hikayesi martavallara peeh ne yani şimdi yaşlı adamı pekala ki götürüp güvenilir bir huzurevine yerleştirebilirler; tabi ki her insanın içinden annesinin babasının kendi elleriyle bakıma muhtaç bile olsa en güzel şekilde hayatının devamını sağlamak ister ama durum bazen cidden çok vahim olabilir aynı bu martavaldaki gibi gelin kızın en baştan kabul edilmeyip kadında onulmaz bir yara açarak ailesini parçalama yoluna bile gidecek kadar derin bir nefret duyarak veya maddi imkansızlıklara kadar pek çok sebepten ötürü peeh
her neyse konuyu uzatmaya gerek yok: hem dede hem de baba bu olayda hak ettiklerini bulmuştur ve eve geri gittiklerinde kadın ikisini de evden kovacaktır ama belki bir ihtimal çocuğun sözünü dinleyip yalvarıp yakarmalarına kulak asarsa içinden bir an önce ölsün şu yaşlı moruk diyerek eve kabul edebilir ölünce de gidip adamın mezarına işeyerek mezarını sular gerçi bir kadının mezara işemesi biraz zor ama neyse peeh
neden bu kadar uzun yazdım ki bu kadar gereksiz bir konuda? sebep belli gerçi: ülkemizde böyle milleti acındıran dizilerden ve zengin ağa dizilerinden dolayı sürekli gündem değişiyor ve halk uyutuluyor ve ben de buna tepki olarak yazdım içimi döktüm rahatladım peeh
Navigasyon
[0] Mesajlar