bu kadar sevebilirmisiniz????

(1/4) > >>

biricigim:
biraz uzun gibi ama kesinlikle okurken farkına varmadan bitirmiş olacaksınız.......
Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez....Biri tıpta okuyordu,öbürü mimarlıkta.o ilk karşılaşmadan sonra,bir kere,bir kere,bir kere daha karşılaşabilmek için,hep aynı saatte aynı duraktan,aynı otobüse bindiler.Gençtiler,çok genc...Birbirileriğle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar.İkiside her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyolardı aslında.Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse kız ise ablasında....Sırf birbirlerini görebilmek için,her sabah erkenden evlerinden çıkıp şehrin öbür ucundaki o durağa,onların durağına geldiklerini,gülerek itiraf ettiler bir süre sonra....Okullarını bitirince hemen evlendiler.Mutluydular hemde çok mutlu....Bazen işsiz,bazen parasız kaldılar ama öğlesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar.Ayın sonunu getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular.zaman aşımına uğrayan, alışkınlıklara yenik düşen, bankada para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğruna bitip -tükeniveren sevgilerden deildi onların kii....Günler günleri,yıllar yılları kovaladıkca sevgileri de büğüdü,büğüdü...Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı.Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca,:bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek bencillik olur diyerek devam ettiler hayatlarına.çocuk yerine sevgilerini büyüttüşer...SENİN İÇİN ÖLÜRÜM derdi kadın sımsıkı sarılıp adama Hayır, BEN SENİN İÇİN ÖLÜRÜM diye yanıt verirdi hep....Bazen eve geldiğinde,aynanın üzerinde bir not görürdü kadın,BİRTANEM ,kütüphanenin ikinci rafına bak....kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu,Mutfakdaki masanın üzerine bak ve SENİ ÇOK SEVDİĞİMİ sakın unutma,Mutfakdaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın,sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar,kimi zaman da pahallı armağanlarla karşılaşırdı ...Aldığı hediyenin ne olduğu önemli deildi zaten ......Hayat ne kadar da hızlı akarsa aksın,işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde daha az çalışmaya karar verdiler.Adam hastaneden ayrıldı muayenehanesinde  hasta kabul etmeye başladı.kadında mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı.Artık daha  fazla beraber olabiliyorlardı.Birgün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın,üzerinde satılık levhası asılı olan .Ne dersin bu evi alalımmı? dedi adama .B u viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız.projeyi kafamda çizdim bile .Kocaman terası olan,martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım buraya......Sen istersinde ben hiç hayır drmiyim?..diye yanıt verdi adam.Amerikada ki tıp kongresinde döner dönmez ararım emlakcıyı...Kaç para olursa olsun ,burası bizimdir artık.......Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde,ayrılmaları zor oldu adam Amerikaya giderken.Her gün her saat konuştular vtelefonla...Gözyaşları içinde kucakşaltılar havalanında.Fakat bir kaç gün sonra,kocasında bir tuaflık olduğunu farketti kadın.Eskisi kadar mutlu görünmüyor,konuşmaktan kaçıyordu.Onu neşelendirmek için sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı:Canım o ev bizim bütcemizi aşıyor.Sen en iyisi o evi unut.......Mutsuzluk,mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı,daha da çekilmez gelir....Kadın hiç sevmdi bu beklmedik misafiri.Derdini söğlemesi için yalvardı adama,senin için ÖLÜRÜM biliyorsun ne olur anlat diye dil döktü boş yere.......yıllardır sevdiği adam,duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sankii.Ona ulaşmaya çalışdıkca, beton duvarlara çarpıyordu kadın,her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği....Bir gün,çocukluğunun,gencliğinin ve bütün hayatının birlikte gectiği arkadaşına dert yanarken,Artık dayanamıyorum,sana söğlemek zorundayım diye sözünü kesti arkadaşı.:O seni andatıyor.İş yerimin tam karşısındaki restoratda genç bir kadınla yemek yiyor her öğlen.Sonra sarmaş dolaş biniyolar arabaya....Sus sus çabuk duymak istemiyorum bu yalanları diye bağırdı kadın.Onca yıllık arkadaşını,kendisini kıskanmakla suçladı....Ertesi gün, öğle vakti o restorantın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı...Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen.Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın....Akşam kocası eve gelir gelmez,bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazende yumruklayarak haykırdı suratına herşyi.İnkar etmedi adam.Zamanla duyguların değişe bildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzından ve bavulunu alıp gitti evden.Kapıdan çıkarken, son birkez kucaklamak isterim seni diyecek oldu ama kadın .defol dedi nefretle.....İlk celsede boşandılar....Modern bir aşk hikayesinin böğle son bulmasına kimse inanmadı.Arkadaşlarının desteğiğle ayakta kalmaya çalıştı kadın..Adamın sevgilisiğle birlikte Amerika ya yerleştiğini öğrendi.Bazen yanlız kaldığında,onu hala sevdiğini hissedince,ağlama nöbetleri geciriyor,aşkın yerini , en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin kalması için dua ediyordu.......Aradan bir yıl gecti .....Herşeyin ilacı olduğu söğlenen zaman bile ,kadının derdine çare olamamıştı.Bir sabah ısrarla çalan zilin sesiğle uyandı .Kapıyı açtığında o kadını gördü .Sen ,buraya ne yüzle geliyorsun diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı.Lütfen içeri girmeme izin ver ,mutlaka konuşmamız gerekiyo .dedi genc kadın .Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı..Hç birşey gördüğün gibi deil aslında .Çok üzgünüm ama o bir saat önce ÖLDÜ .Gecen yıl Amerika daki kongre sırasında öğrendi  hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını.Buna dayanamıyacağını ,hep söğlediği gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu.Seni kendinden u zaklaştırmak için ,benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi .Ailesine de haber vermedi .Birlikte amerikaya yerleştiğimiz yalanını yaydı .Oysa karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu .Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı..Gece fenalaşmış ,bakıcısı beni aradı ,son anda yetiştim .Sana bu kutuyu vermemi istedi ....Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın .Hemen oracıkta ÖLMEK istiyordu .Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi .İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda.İlk kağıtda ,lütfen bu notları sırayla oku BİRTANEM diyordu....Sırayla okudu :SENİ ÇOK SEVDİM :SENİ SEVMEKTEN HİÇ VAZGECMEDİM :SENİN İÇİN ÖLÜRÜM DERDİN ,hep doğru söğlediğini bilirdim .Fakat benim için ölmeni istemedim :Şimdi bana söz vermeni istiyorum ...Benim için YAŞAYACAKSIN anlaştıkmı?..Son kağıdı eline alırken kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın.....V e son kağıtda şunlar yazılıydı:.....''Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım.Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken ,BEN HEP SENİ İZLİYOR OLACAĞIM.........''

biricigim:
SLM işde arkadaşlar hikayem bu inş beğenirsizniz yorumlarınızı bekliyorum . ben bu hikayeye dicek bi söz bulamıyorum çünkü gercekten böle bi aşk ve sevgi yok artık  neyse şimdikten teşekür ederim yorumlarınız için arkadaşlar muratbankcım canımve balım ablaların en güzeli sizlerinde bekliyorum yorumlarınızı öpüyom sizi muratcım ve balım mucuxxx mucuxx ;)

MuratbanK:
(C)Alıntı:biricigim Bir Ara Demisti Ki:muratbankcım canımv bekliyorum yorumlarınızı öpüyom sizi


şimdi öncelikle okurken fazla etkilenmedim. hem kalpsiz olduğumdan hem de bu tür hikayelerin sonunda hep gerekli bir sebep olduğunu bildiğimden. ancak bu seferki farklı bir tarzdaydı. bu devirde böyle sevgi var mı? evet var ama biz görmeyi bilmiyoruz. bu tip hikayelerde nedense hep erkek bir hata yapmış gibi görünür. hiç kadınların başına böyle şey gelmez. demek ki bu hikayeleri kadınlar uyduruyor. artık nerelerinden uyduruyorlarsa tövbe :D kadın da hep kanar sevgilisi olduğuna. 20 yıldır senden başkasını görmeyen adam 2 günde değişmez oysaki. bunu hisseder zaten kadın dediğin. sorup sorgulamadan hemen ilk celsede boşan. neyse konumuz bu değil elbette.

hikaye güzel, anlamlı, dediğim gibi farklı bir üslupta... ama bir eksik var. çocuklarının olmaması evlat edinemedikleri anlamına gelmiyor. tıp çok ilerledi. çözümü bulunamayan durumlar da var elbette. ama evlatlık olmak isteyen yetiştirme yurtlarında o kadar çok mükemmel çocuk var ki... hem ben öleceğim diye kadın da ölmesin mantığı nedir yaf. eski Türklerde ya benim olursun ya toprağın lafları boş beleş kelamlar mıydı yani şimdi? beraber yaşadık beraber ölürüz.

benimki hikayedekilere değil gerçek hayatta buna benzer durumlarla çok karşılaştığım için onlara olan tepkim. psikolojik danışmanlık ve rehber öğretmenliğin gözü kör olsun. aile ve evlilik danışmanlığında günümüz gençliğinden yeni evlenenlerde buna benzer o kadar çok sorun var ki anlatsam bunun gibi 1000 hikaye çıkartırım.

bu arada adamın hastalığı neymiş :D

son olarak konu için teşekkürler epeydir senden bir konu görmemiştik iyi geldi.

biricigim:
nerden bilim canım adamın ne rahatsızlığı varmış aa muratbankcım öpücem seni :D  reca ederim muratcım ne demek afiyet olsun yine bekleriz  :D

MuratbanK:
(C)Alıntı:MuratbanK Bir Ara Demisti Ki:bu arada adamın hastalığı neymiş :D


(C)Alıntı:biricigim Bir Ara Demisti Ki:nerden bilim canım adamın ne rahatsızlığı varmış


ben anlamam adamın böylesine tedavi umuduyla yanıp tutuşup yenildiği hastalığı mutlaka bilmem gerek. ileride başıma gelirse sevdiğim kıza da bulaştırayım diye :S ne yap et bul hastalığını. hem düşmanlarımıza da bulaştırırız gider ayak ben merakta kaldım. en merakta kaldığım nokta adamın rahatsızlığı mutlaka öğren buraya cevap ver bekliyorum peeh

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa