Arşiv Belgeleriyle Menemen Olayı

Sayfa: (1/1)

bolubeyi:

ARŞİV BELGELERİYLE MENEMEN OLAYI

         23 Aralık 1930 günü sabahı Menemen’de meydana gelen olaylarda Yedek Subay Mustafa Kubilay şehit edilir. Olaydan sonra, Menemen Cumhuriyet Savcısı, Savcı Yardımcısı ve Hükümet Tabip Vekilinin hazırladıkları raporda, ürpertici bir durum tespit edilir. “Gazez Camisi girişinin sol tarafındaki bahçede arkası üstü yatık, sağ tarafında kasaturası kınından çekik bir halde, elbiseleri kanlı, başı boynundan ayrılmış ve etrafındaki toprakta çok fazla kan lekeleri bulunan, tahminen 25 yaşlarında, üzerinde hâki renkte askerî elbise olan; orta boylu, kumral benizli, saçları az ağarmış cesedin, Menemen’de 43 ncü Alay 1 nci Tabur 3 ncü Bölük Takım Komutanı Yedek Subay İzmirli Hüseyin oğlu Kubilay olduğu anlaşılmıştır.4]

         İbrahim Hoca’nın, Şeyh Esad’la ilişkisi, Şeyh Esad’ın yazdığı mektuplarda da açıkça bellidir.[5] “İbrahim Efendi’nin adresini sormuş idiniz. Manisa’da Askerî Hastahane imamı İbrahim Efendi’ye yazmalısınız. Bir aydan fazla bu tarafta kaldılar. Ba’de (daha sonra) mahall-i memuriyetine (görev yerine) avdet ettiler (geri döndüler). Müşarünileyh (kendisi) gayurdur (çalışkandır).9]

         Şeyh Esad’ın oğlu (halife) Mehmet Ali de ibrahim Hoca’nın bağlantısını açıkça ifade eder. “Kendisi pederimin on senelik dervişlerindendir. Şurdan burdan hiç tanımadığımız adamları ziyaret maksadıyla bana ve pederime getirirdi.13]

         İbrahim Hoca bu köyde özellikle ileri gelenlerle sıkı ilişkiler kurar.[14] Düzenli ve gizli bir bağlantı mevcuttur. Tarikate kazandırılanlar “buradakilere (İbrahim Hocaya) ve buradakiler de İstanbul’dakilere tâbidirler.18] Kandırılmış kişilerin ağzından dökülen şu sözler, meselenin ne kadar farklı bir mecrada seyrettiğini ortaya koymaktadır. “Araplıkla beraber sultanlık ve Sultan Hamid’in oğlu gelecek. Tekkeler kapandı ama açılacak ve serbest olacak. Kılıçlarımız gelecek kesecekler. Fes giyilecek.22] İbrahim Hoca Osman Çavuşun kendisiyle olan bağlantısını ifadesinde teyit eder. “Tekaüt (emekli) edildikten sonra İstanbul’a gittim. Orada ikamet etmeye başladım ve İstanbul’da iken bir defa Cemal ve bir defa Osman ve bir defa da tabur imamı İlyas Efendi’den mektup aldım.26] Olayın meydana geldiği gün, mehdi Mehmet’le Saffet Hocanın Menemen’deki karşılaşmaları da aşağıda ayrıntılı olarak görüleceği gibi aradaki ilişkiyi açıklayıcı mahiyettedir.

         Menemen Olayı, 23 Aralık 1930 tarihinde gerçekleşmiştir. Eylemciler, bu tarihten önce belirli bir hazırlık yapmışlar ve daha sonra eyleme geçmişlerdir.

         Eylemcilerden mehdi Mehmet, Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet, Emrullah oğlu Mehmet Emin, Ali oğlu Hasan, Nalıncı Hasan, Topçu Hüseyin, Süleyman Çavuş, Çakır oğlu Ramazan, Çırak Mustafa, Hüseyin oğlu Ali, önce bir esrarkeş kahvesinde daimi surette toplanarak orasını tekke haline getirirler[27] ve daha sonra da Tatlıcı Hüseyin’in Manisa’daki evinde dört gün süren bir toplantı yaparlar.[28] Gerçekleştirilecek eyleme ilişkin görüşme yapılır ve silah tedariki kararlaştırılır. Giritli İsmail ve bıçakçı Hacı Mustafa’dan birer silah alınır.[29] 7 Aralık günü mehdi Mehmet, Sütçü Mehmet ve Şamdan Mehmet aldıkları silahlarla Paşaköy’e giderler.[30] Ertesi gün de Ali oğlu Hasan, Nalıncı Hasan, Çakır oğlu Ramazan Paşaköy’e ulaşırlar. Paşaköy’de üç gün kaldıktan sonra, Manisa’nın kuzey doğusunda yer alan Yağcılar köyüne uğrar ve burada yedi gün kalırlar.[31] Ardından o gece yarısı eylemciler, Bozalan’a hareket ederler. [32]

         Bozalan’a doğru giderlerken, mehdi Mehmet, iki günden beri mehdiliğini ilan ettiğini, Menemen’de bunu halka açıklayacağını, söyler. Nalıncı Hasan da Menemen’deki bir camiden sancak alabileceğini belirtir ve uzun bir yürüyüşten sonra Bozalan köyü yakınlarına gelirler.[33] Dinlenmek için yatarlar ve bu sırada Çakır oğlu Ramazan kaçar.       

         Eylemcilerden mehdi Mehmet, buradan halka kendisinin “mehdi” olduğunu ve kendilerine iltihak etmelerini telkin eder. Manisa’dan ayrılmalarından sonra geçen onbeş gün boyunca eylemciler bu köylerde propaganda faaliyetlerinde bulunurlar.[34] Bu süre içinde bir kısım halkı etkilerler ve yardım görürler.[35]

         23 Aralık 1930 günü eyleme geçilmesi kararlaştırılır ve eylemciler başlarında mehdi Mehmet olmak üzere Menemen’e sabah ezan vakti gelip Müftü camisine girerler. Camide bulunan sancağı alıp mehdi, halkı kendilerine katılmaya davet eder ve şunları söyler. “Taraf-ı ilahiden geliyoruz. Şeriat istiyoruz. Askerin kılıç ve kurşunu bize işlemez. Herkes bu bayrağın altından geçecektir. Geçmeyenleri kılıçtan geçireceğiz. Bugün zeval (öğle) vakti yetmişbin kişi bize yardıma gelecektir.39]

         Eylemi haber alan Jandarma Bölük Komutanı topluluğun bulunduğu alana gider ve eylemcilere dağılmalarını söyler. Mehdi Mehmet, “Ben mehdiyim. Şeriatı ilan ediyorum. Bana kimse mukavemet edemez.” diye cevap verirken, kalabalıktan alkışlar yükselir.[40] Herhangi bir üzücü olaya meydan vermemek için, Bölük Komutanı hükümet binasına gelerek 43 ncü Piyade Alayından takviye kuvvet ister.

         Bu sırada Alay Komutanlığında eğitime çıkmak üzere hazırlanan Yedek Subay Mustafa Kubilay’a bir müfrezeyle olay yerine gitmesi emredilir.[41] Cephane almadan hemen hareket eden müfrezeyi, Yedek Subay Mustafa Kubilay, halkla bir çatışmaya meydan vermemek için askerlere süngü taktırarak alandaki kahvenin önüne bırakır ve kalabalığa hitap eden eylemcilerin yanına gider. Mehdi Mehmet’in yakasından tutarak silahını teslim etmesini ister.[42] Eylemcilerin arasından ateş açılır ve Mustafa Kubilay yaralanır.

         Yaralanan Mustafa Kubilay hemen yakındaki caminin avlusuna doğru koşar. Bu sırada bir el daha ateş edilir ve Mustafa Kubilay avluda yere düşer. Cephaneleri olmayan müfrezedeki askerler geri çekilirler. Mustafa Kubilay’ın düştüğünü gören mehdi Mehmet, yanındakilerden birisinin bıçağını alarak avluya gider. Yerde yatan ve henüz ölmemiş olan Mustafa Kubilay’ı sürükleyip, bir ayağı ile vücuduna basmak suretiyle yüzüstü yatırıp bıçakla boynundan keserek, başı alır ve saçlarından tutarak taşa vurduktan sonra meydana tekrar dönüp, camiden aldıkları sancağın ucuna geçirir.[43]

         Sancağı ucunda takılı başla birlikte orada bulunan elektrik direğine bağlayarak halkı tam anlamıyla etkilemek isteyen eylemcilere, Kâmil adlı bir kişi nasıl yardım ettiğini şu sözlerle anlatmaktadır. “O gün ben evvela evime gidip korkmamalarını söyledim. Sonradan ikinci defa bunların yanına gelip halkın arasına karıştığımda, biraz evvel ellerinde getirdikleri zabitin (subayın) kafasını sancak ağacının ucuna geçirdiler. Sancağı oradaki direğe bağlamak için ahaliden ip istediler. Ben, derhal koştum, dükkânımdaki küçük bir ipi alıp silahlılara verdim. Bu iple zâbitin başı bulunan sancağı direğin yanına dikip bağladılar.47] Geniş çaplı soruşturmalar yapılır ve olaya karışanlar, azmettiriciler tutuklanırlar ve yargılanırlar.[48] Eylemle Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını zorla kaldırmaya teşebbüs ve yardım edenler[49] yargılamalar sonucu 32 kişi idam, 73 kişi de çeşitli hapis cezalarına çarptırılır.[50]

         Sıkıyönetim Komutanı Tümgeneral Mustafa Muğlalı, Menemen’de meydana gelen olaylarla ilgili olarak Başbakanlığa ve Genelkurmay Başkanlığına gönderdiği raporlarda önemli tespitler yapar. “Bu vak’a dört beş serseri tarafından adî bir vaka olarak kabul edilmemelidir. Bu olayı meydana getirenler sabırsız ve acele davranarak bu işin ortaya çıkmasına sebep olmuşlardır. Bu hususta, memleketimizde gizliden gizliye çalışan ve bir teşkilat meydana getiren hain eller bulunduğu mutlaka dikkate alınmalıdır.2] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:2-535
[3] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:2-272/273
[4] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:2-273
[5] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:5; F.:3-62
[6] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:4; F.:3-10
[7] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:4; F.:3-5
[8] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:2-272
[9] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:4; F.:3-12
[10] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:8; F.:1-101
[11] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:11; F.:2-69
[12] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:8; F.:1-32
[13] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:8; F.:1-30/31
[14] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:8; F.:1-20/21-26
[15] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:8; F.:1-23
[16] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:8; F.:1-24
[17] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:8; F.:1-26/27
[18] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:8; F.:1-29/32
[19] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:8; F.:1-36/37
[20] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:8; F.:1-38-44-45
[21] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:8; F.:1-41
[22] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:8; F.:1-45
[23] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:2-257
[24] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:2-260/261
[25] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:1-267/268
[26] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:1-268
[27] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:1-15/1-18
[28] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:2-409/2-63
[29] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:10; F.:1/124/2-64
[30] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:2-409/2-63; D.:10; F.:1-124
[31] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:1-13
[32] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:2-410
[33] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:2-263/410
[34] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:1-48
[35] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:2-519/2-500
[36] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:1-49
[37] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:2-241
[38] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:2-241
[39]ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:1-13
[40] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:2-414
[41] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:1-50
[42] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:1-51
[43] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:1-51/2-414/1-14;  D.:2;                                                                                 
[44] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:2-520
[45] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:2-418
[46] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:2-415/1-14/1-52
[47] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:1-54/ D.:10; F.:1-129
[48] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:4; F.:1-41/53
[49] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:4; F.:1-41
[50] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:1-125
[51] ATASE Arşivi, CDİ Koleksiyonu; Kls.: 135; D.:1; F.:1-18
[52] ATATÜRK’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, Ank.2006, s.608

Genel Kurmay Başkanlığının resmi web sitesinden alıntıdır.
--


BaLıM:

cok etkıleyıcı ve gusel bı paylasımdı tesekkurler bolubeyi

Sayfa: (1/1)